İnsanı şehirden uzak
Oralarda nideler
4 tarafin ummandır

Ah canım Adalar




Efendim bilen bilir, çok iyi bir Türk Sineması izleyicisiyimdir. Oyuncusu filmi konusu konusuzu her yol vardır bu kardeşinizde. Bunlarla beraber, bilindiği üzere bizim filmlerimizde oyunculuğun ve sahnelerin abartıldığına ve insana zehri zerkettikten sonra, adeta gösterip de vermeyen bir oynaş gibi sizi orada bırakan bir kadına maruz bırakılmış gibi etkiler yaratılmasına hep şahit oluruz.



13 14 yaşlarımdaydım. Köye gittiğimizde, uzun süre kalabiliyorduk. Annem öğretmendi, ben öğrenci, 3 ay bizimdi. Bazen 2 kere gittiğimiz bile olurdu bir yaz içinde. Hep annemin köyden ayrılırken ağladığını hatırlarım. Ben de ağlardım. Orda doğmadım, orda büyümedim. Ama dönüş gidiş yönünü tersten gördükçe çok ağlardım. Dönesim gelmezdi.

Baya küçüğüm. Yani  öyle 14 -15 değil de bayağı bildiğiniz 6-7 falan. Rahmetli dedem bizde. Köyden torununu görmeye gelmiş. Televizyonda uzun saçlı bir adam var, beraber izliyoruz. Sanki bütün aile beni orada görmek istiyor. Webster falan diyorlar. Kıvırcık sevimli bir çocuğum o sıralar. Bense adama bakıyorum. Adam hızlı konuşuyor, sürekli ıspanak, pırasa, emniyet kemeri falan diyor. Herkese 10 puan veriyor. 10 puan 10 puan 10 puan 70 puanla göndriyor herkesi.

“Bana lükslerimi verin ihtiyaçlarım olmadan da yaşarım.”



Oscar Wilde bu özlü sözünde günümüz gebeşinin kalite kriterlerine değinmiş. Değinmiş ki insanlar insanlığından sıyrılsın, değinmiş ki şekil şemal derdine düşülsün herşey yüzeysel olsun derinlikler sığ olsun.


Herkese merhabalar..


Askere gideceğim zaman askerden yeni gelen bir arkadaşımın nasihatlerle dolu mailidir ve nokta-virgül ellemeden aynen kopyalanmış yapıştırılmıştır. İçinde 3 gün içinde teslim olacak olan arkadaşlara dair hayat kurtaracak(!) öneriler var. Yok lan yok ne hayatı, malzemeler dışında hiçbişeyi ciddiye almayın. Ama mottomuz her zaman aynı...


Hayırlı tezkereler, sağsalim gidin gelin...